SIFATLARIN YETMEDİĞİ BİR METROPOL

KARMAKENT   -Bir İstanbul Sergisi-

 

Piya Kültüevi Fotoğraf Atölyesi pi(f)a son sergisi “KarmaKent”i 20  Mayıs-2 Haziran tarihleri arasında Fotoğrafevi’nde açtı. Fotoğraflar İstanbul’un karmaşasını, çokrenkliliğini, kimi zaman da acımasızlığını ortaya koyuyor. Yitirilen zaman, kalabalıkların içinde kendini yitiren ve yalnızlaşan insan…Tıpkı geçirdiği sürekli değişim içinde tutunmaya çalışan metropol İstanbul gibi…Pi(f)a’dan Yücel Tunca’yla “KARMAKENT” ve Piya fotoğraf atölyesi üzerine konuştuk

 

Öncelikle Piya Kültürevi Fotoğraf Atölyesi’nin geçmişinden ve şimdiye kadarki çalışmalarından kısaca bahsedelim.

1995 yılında Piya Kültürevi’nde burada bir fotoğraf atölyesinin de olması gerektiğine karar verdik. Fotoğraf atölyesinin etrafında bir alan oluşturabilmek için neler yapabiliriz diye düşünmeye başladık. Bir fotoğraf seminerleri dizisi düzenlemeye karar verdik. Seminerlere gelen arkadaşları iki seminere devam ettikten sonra fotoğraf atölyesine dahil ettik. Orada oluşan grupla ilk sergilerimizi açmaya başladık. Ertesi yıl saydam günleri projesi olgunlaştı. Yine Piya fotoğraf atölyesinde fotoğrafı öğrenmiş arkadaşların çalışmaları ve dışardan  insanların da katılımıyla saydam günleri ortaya çıktı. 1997’de “Hayatlar” başlığı altında üzerine bir yıl çalıştığımız bir fotoğraf projesi vardı. Arbeiterfotografie adlı Alman fotoğraf grubuyla ortak bir sergi açtık. Onlar Köln üzerine çalıştı,biz İstanbul’u çalıştık. Bu sergi önce Köln’de açıldı, sonra İstanbul’a taşındı. Sonrasında irili ufaklı çeşitli karma sergiler oldu, şimdi de Karmakent sergisi sürüyor. Bir yandan da saydam devam ediyor.

 

Şu an Piya’da kaç kişisiniz?

Şu an atölye grubunda 12 kişiyiz.

 

Seminerler de düzenli olarak tekrarlanıyor…

Yaz ayları haricinde her yıl üç dönem halinde eğitim seminerleri var. On iki hafta sürüyor. Ortalama üçer saatlik derslerden otuz altı saate tekabül eden bir eğitim süreci yaşanıyor.

 

Piya Fotoğraf Atölyesi’nin fotoğrafa nasıl bir katkı sağladığını düşünüyorsunuz?

Fotoğraf seminerlerinin çok büyük bir hedefi yok. Fotoğrafı  ilgi alanında gören insanlara birkaç bilgiyi aktarabilmek ve daha sonra özellikle atölye çalışması gibi beraber olunabilecek bir zemini hazırlamak için çalışıyoruz. Sadece derslerin içeriğine dönük olarak benim kişisel bir tavrım var. Seminerlere gelenlerin, daha sonra ister basında çalışsınlar, ister sadece gezilerde fotoğraf çekmeye devam etsinler, fotoğrafın bir ifade yolu olduğunu hiç unutmamalarını istiyorum. Biz seminerlerde sadece tekniği veriyoruz. Tekniğin abc’sini öğrendikten sonra herkes kendi bakış açısı doğrultusuda fotoğrafa devam edebilir. Yeter ki fotoğrafı bir ifade aracı olarak görsünler.

 

Bir önceki sergide Arbeiterfotografie’nin Köln grubuyla birlikte çalıştınız. Onlar Köln’ü işlerken, siz de İstanbul’u ele aldınız. Bu sergide de “Kent” kavramını ele alırken İstanbul’dan mı yola çıktınız?

Evet. Başka bir kente ya da genel bir metropol fikrine gönderme olmaması için de alt başlık olarak “Bir İstanbul Sergisi”ni koyduk. İstanbul’la iç içe olduğumuz, burda yaşadığımız için şimdilik İstanbul üzerine çalışıyoruz diyebilirim.

 

Daha önceki sergiyle Karmakent sergisi arasında ne gibi farklılıklar var?

Köln grubunu ayrı tutacak olursak öteki sergide bizim fotoğraflarımız genelde belgesel ağırlıktaydı. Benim ve İdil Gülbalkan’ın dışında belgesel fotoğrafa müdahale yoktu. Ben farklı üçüncü boyut objeler katmıştım; İdil arkadaşım da siyah beyaz fotoğrafları boyayarak belgeselin dışına çıkmıştı. Bu sergide ise bizim konseptimiz karmaşaydı, kaostu, çok renklilikti, konsepti ortaya çıkaracak teknik de fotoğrafın hareketlendirilmesiydi. Bu sandviç tekniğiyle olabilirdi, hareketli kamera  kullanımıyla gerçekleştirilebilirdi. Sergi için çalışmaya başlarken önce fotoğrafa sadece belgesel olarak mı bakalım, yoksa daha serbest bir çalışma mı  yapalım diye konuştuk ve üslubun belgeselin dışında olması ortak fikir olarak ortaya çıktı. Belgesel yapmak istemedik açıkçası.

 

Piya Fotoğraf Atölyesi’nin ileriye dönük projeleri neler?

Şu anda önümüze koyduğumuz ortak bir hedef yok. Bir serginin ardından yaptıklarımızı değerlendirebilmemiz için boş bir dönem olması lazım. Onun sonucunda tekrar oturup şimdi ne yapıyoruz diye düşüneceğiz.

 

Kente devam edecek misiniz?

Evet, kente devam edeceğiz.

 

Geniş Açı, 2000

 

interviews

photography

 

 

© Özge Baykan