BAŞKA TÜRLÜ BİR
İSVEÇ
Lars Tunbjörk,
İsveç’ten. Söyleyeceği çok şey var. Başka bir İsveç’i, pek alışmadığımız bir
İsveç’i gösteriyor renkli fotoğraflarında. İfsak 16. Fotoğraf Günleri’ne “Kendine
Karşı Bir Ülke” adlı sergisiyle katılan Tunbjörk’le “Kendine Karşı Bir Ülke”nin
mizah dolu, kimi zaman da oldukça yadırgatıcı kareleri üzerine kısa bir söyleşi
yaptık.
Bu projeyi
yapmaya nasıl karar verdiniz?
LT: Çeşitli dergiler için fotoğraf çektiğim dönemde
yurt dışına bolca yolculuk yapma imkanı buldum. Bu sırada Liverpool’da
altı hafta kaldım. Oraya gittiğimde Liverpoollu
tanıdıklarımdan onlar için ve bulunduğum bölge için önemli olan şeyleri
anlatmalarını istedim. Politik ve sosyal konularda da aktiftiler; bana iyi bir fikir verebilirlerdi. Sonuçta
endüstrileşmenin en büyük simgelerinden biri olan Liverpool’da
işsizliği konu olarak seçtim ve işsizleri görüntüledim. 1984 –85 yıllarında
yaptığım bu çalışma televizyonda da yayınlandı. Ben çalışmamdan memnundum ve
iyi bir şey çıkardığıma inanıyordum; fakat bunu gören arkadaşlarım her şeyi
yanlış anladığımı söylediler. Bu da benim bir fotoğrafçının yalnızca çok iyi
bildiği bir kültürü anlatabileceğini kavramamı sağladı. Ancak kültürü çok iyi tanıyan
biri o kültürün sembollerini çözebilir.
Bu projenin
çıkışında doğduğunuz kentin etkisi nasıl oldu?
LT: Ben 60.000
nüfuslu orta büyüklükte bir kentte doğdum. Projeye de burayı çekerek başlamak
istiyordum. 1976’dan 1988’e Stockholm’de yaşadığım on yıl boyunca yurt dışında
pek çok kente yolculuk yaptım. Fakat kentin dışındaki alanlardan uzak
kalmıştım. Doğduğum kent aslında bir endüstri kenti, özellikle tekstil için
önemli ama son dönemde Türkiye gibi, İspanya gibi ülkelerin rekabeti nedeniyle
endüstri ağırlığını kaybediyor. Kentime dönüp değişime tanıklık ettikten sonra
bu kentin fotoğraflarım için yeterli olmayacağını anladım. Bir süre sonra
doğduğum kente benzeyen yerleşim bölgelerini dolaşmaya başladım. Ülke giderek
Amerikalılaşıyordu. On yıl boyunca taşrayı görmemiş, yalnızca kentte
yaşamıştım, ve değişimi çok açık bir şekilde bu seyahatlerim sayesinde gördüm.
Bu çalışmanızdaki
bütün fotoğraflar renkli.
LT: Evet, renkli fotoğrafın anlatmak istediğimi çok
daha iyi bir şekilde anlatmamı sağladığını
düşünüyorum. Önceki çalışmalarımda siyah beyaz fotoğraflar vardı; ama bir süre
sonra istediğim hikayeleri bu yolla anlatamadığımı, ayrıntıları
yakalayamadığımı gördüm. Renkli fotoğrafı kullanmam daha belgesel ağırlıklı
çalışmaları beraberinde getirdi, diye düşünüyorum. Durumların, atmosferin bir
sentezini yapmak belki bir adım geriye gidip keskin ayrıntılar üzerine
yoğunlaşmak. Fotoğraflara değişik açılardan yaklaştığınızda pek çok farklı şey
yakalayabilirsiniz. Amerikan fotoğrafçı Weegee’den bu
anlamda çok etkilendim. O da ayrıntıları çekerek olayın özelliklerini,
ayrıntılar üzerinden olaydaki zamanı ve yeri ip uçlarıyla sunar. Bir anlamda
ben de bu tarz belgesel ve tarihsel bir perspektiften bakmaya çalıştım.
Fotoğraflarınızdaki
İsveç bizim bildiğimiz, şimdiye dek resimlerde gördüğümüz İsveç’ten çok farklı.
Bu çalışmanızla göstermek istediğiniz neydi?
LT: İsveç’in tipik melankolik atmosferi ile sosyal ve
politik bir konuyu birleştirmeye çalıştım. En büyük sosyal refah toplumu diye
bilinen bir ülkede hızla kapitalist bir topluma dönüşünü anlatmak istedim. Bu
proje kimi yerde kişisellik içermesine ragmen
gerçekliğe bir başka bir açıdan bakma çağrısı gibi görülebilir. İsveç toplumu
giderek bireyselleşiyor, bireyler yabancılaşyor.
İsveç hala en zengin ülkelerden biri, fakir dediğimiz kişiler bile Türkiye’yle
karşılaştırdığımızda zengin kabul edilebilir. Ama şu var ki, sosyal demokrat
partilerin İsveç’teki şu anki kimliği 15-20 yıl öncesinin sağ partilerinden
farklı değil. 15-20 önce fakirlerle zenginlerin arasındaki maaş farkı en alt
düzeydeydi ama uçurum son on yıl içinde giderek genişledi. Bence pek çok
gerçeklik vardır, ben de bunlardan birini göstermeye çalıştım.
Bize son
çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz?
LT: Şu anda büro işleri üzerine çalışıyorum.
Fotoğraflarımı İsveç, Amerika ve Japonya’da, büyük şirketlerde çekmeyi
düşünüyorum. Şirketlerin bu denli büyük ekonomlileri
etkileme gücünün nereden kaynaklandığını araştırıyorum. Yapacağım çalışmanın
“Kendine Karşı Bir Ülke”nin devamı niteliği taşıyacağını düşünüyorum.
Siz
çalışmalarınızı çeşitli dergilerde yayınlıyorsunuz. İzleyicilerin
fotoğraflarınıza tepkisi nasıl oluyor?
LT: İsveç’i yoğunlukla anlatan yönüne rağmen fotoğrafları
gören pek çok kişinin anlatmak istediklerimi anladığını görüyorum. Amerika’nın
küçük bir kasabasından ya da Türkiye’de birinin de fotoğraflarımı anlaması beni
çok sevindiriyor. Ama yine de bir Amerikalının işlerimi çok daha iyi
anlayacağını düşünüyorum. Çünkü İsveç giderek Amerika’ya benziyor.
Geniş Açı, 2002
©Özge
Baykan