GÜNEŞE ÇIKINCA ÖLECEK OLAN SİNEK
1.
Bembeyaz bir sinek. Sinek mi? Sinek. O
zaman nasıl olur da beyaz? Demek beyaz sinekler de varmış. Karbeyaz
karasinek.
Yok. Kanatların da mı yok? Kanatların
şeffaf; beyazsın. Korktu.
Ölüp ölmediğine baktı. Oraya nerden
gelmiş olabilir? Yere düşmüş; köşede. Üzerine yürüdü.
-
Öldün
mü?
Ölmemiş. Ölmediğini kıpırdanarak
gösterdi. Artık perdeler arkasına kapanacağını anlamıştır.
Deviniyor, hafif hafif
uçuyor. Pamuk Sinek. Bir yandan düşünüyor. Sinek karanlığa gereksiniyor.
Perdeleri kapat.
Gitti bütün perdeleri kapattı. Yatak
odasına kadar nasıl geldi? Nasıl olabilir?
Dolaşıyor. Bir çözüm arıyor. Zaten
ölecek. Öldüremem.
Perdeleri kapalı tutmaya karar verdi.
Sinek sinek sinek. Sütbeyaz karasinek. Burası artık onun da evi
sayılır. Nerelerden kalktı geldi. Odamı buldu, uyudu. Kendini davet ettirdi.
Şimdi kovmak ne ayıp.
2.
Yaşarlar. Beraberce. Perdeler hep
kapalı.
Perdelere baktığında uygun rengi
tanımlayamıyor. Yeşil çizgili beyaz olabilir. Ama beyaz çizgili yeşil de. Bir
karara varmalı. Yeşil-beyaz. Yakınına gitti.
Belli belirsiz çizgiler. Turuncu onlar.
Nasıl olabilir? Perdeleri kendi almıştı. Dikkat etmemiş yıllardır.
Giderek sineğin evcilliğine boyun
eğecek.
-
O ses
de ne?
-
Sinek.
-
Ha.
Birlikte yaşadığım. Ev arkadaşım. Aynı
odada kalıyoruz. Ona bir yer yatağı yaptım. Aramız iyi. Birbirimizi genelde
yatmadan yatmaya görüyoruz. Ama kanım kaynadı ona. Sabahları kahvaltıyı yine ben
hazırlıyorum. Çıkarken masada bırakıyorum peyniri, zeytini. Yesin. Ben de bana
bakılmasından hoşlanmam yemek yerken. Aynı saygıyı göstermeye çalışıyorum ona
karşı da.
Böyle anlatsa, diyelim.
3.
Başka bir şey denedi. Camı siyaha
boyadı. Şimdi artık sineğin yeni bir oyun alanı var. Siyah camda sürekli
devinen bir beyaz. Sürekli çarpıyor,
dolaşıyor, gene çarpıyor. Çerçeve boyunca geziniyor.
-
Orayı
yeterince öğrendin. Biraz da üst taraflara çarp. Aferin. Öyle.
Bir
fincan kahve koydu kendine. Sineği izliyor.
-
Dışarı
mı çıkmak istiyorsun? Ölürsün ki.
Nasıl
girdiğine hala şaşıyor.
4.
Yalnızca kahvaltılık almak için.
Yıllardır hep aynı saatte, aynı sürede, aynı şeyi yer. Artık bir konuğu
olduğuna göre yenilemeli kendini.
Yoksa sineğin umrunda
değil. Ne bulsa konuyor. Umduğuna değil bulduğuna konsun
Olsun. Ben ev sahibi olarak görevimi
yapayım da. İçini rahatlatmak için. Kaşar peyniri aldı, yeşil zeytin aldı;
ortasında biber. Bir de ayva reçeli. Çok severim. Hem ne zamandır kendisi de
yemiyor.
5.
-
Gelsene
bu akşam.
O akşam çıktı. Hava daha tam
kararmamış. Gözlerini kamaştırmaya yetti alacakaranlık. Kapalı perdeler ve masa
lambasının göz kıstırıcı sarı ışığı. Sahi, sinek de soluyor. Açılmayan
pencerelerin ardında oksijen giderek azalıyor.
Çıktı ama aklı sinekte. O an evde olsa.
O an evde olsa sineği izlerdi. Olağanüstü hızına nasıl da yetişemiyor. Bunca
yıllık evim. Benim dokunamadıklarıma da dokundu. Her noktaya izini bıraktı.
Pisledi. Kimi zaman arsızlığa varan bir rahatlıkla. Düpedüz saygısızca. Zız, vız. Bazen de sesiyle uykusunu bölüyor. Ama nasıl
atabilir ki. Ölür.
-
Gelsene,
dediler. Pişman oldular.
-
Ne oldu
sana? Hiç konuşmuyorsun bu akşam. Durgunsun çok.
Hiç yoktan kavgaya tutuştular.
-
Demin
neden öyle baktın?
-
Nasıl
baktım?
-
Sen
daha iyi bilirsin.
Nerden çıkardılar. Hem de söylenmesi
zorunlu tümceler gibi. Nasılsa bir gün söylenecekti, gibi.
6.
-
Seni
anlıyorum, dedi. Eğer bu senin için bir anlam ifade ediyorsa.
-
Şimdi
sana, hayır, desem, kızar mısın?
Kızarım, dese peki? Ne yapacak?
Böyle böyle
yaşanacakmış demek kopuşlar. Kapalı perdelerim beni çağırıyor.
7.
Koşa
koşa gitti. Yolunu tuttu. Ben yokken nerelerde
pisledin acaba? Süt koymuştum, içti mi?
8.
-
Bir
uğrasam?
-
Ben
gelirim, sen yorulma hiç.
Tüm pencereleri boyasa anlaşılır mı?
Kimseyi almıyor artık içeri. Kapıyı da yalnızca aralıyor. İncecik bir boşluk.
-
Buyrun,
ne istemiştiniz?
-
Birkaç
sorumuz vardı, anket…
-
Şimdi
uygun değil.
Artık hiçbir şimdi uygun olmayacak.
9.
Sapkınlık derecesinde sineğin siyah
cama yaklaşıp çarpmasını, sonra camdan uzağa uçup cama tekrar yaklaşmasını,
çarpmasını, sonra tekrar camdan uzağa uçup çarpmak üzere geri dönmesini-
izliyor.
Elinde bir fincan kahve.
10.
Sürekli izliyor. Sürekli. Telefon
çaladursun.
11.
Çaladursun.
12.
Artık birlikte kahvaltı ediyorlar. O
benim gibi değil. Birkaç saniyeden fazla duramıyor yerinde. Halbuki yiyeceksen
zaman vereceksin kendine. Sindireceksin.
Artık birlikte oynuyorlar. Evin içinde dört dönüyorlar.
Artık birlikte çarpıyorlar cama.
Artık birlikte yatıyorlar.
Biz birbirimize yeteriz, diyor sinek
adına da.
13.
Geldi. Ne? Işık sızıyor. Sineği düşündü
ilk. Nerden sızıyor bu ışık? Uçtu mu? Işık nerden? Öldü mü? Kim?
Rüzgar. Rüzgardan açılmış. Boyanmamış
cam. Perde sallanıyor. Önce kendi odasına baktı. Yok sinek orada. Pervaza
bak.
14.
Sinek gerçekten de açık pencerenin
pervazında. Güneşi görmüş. Ölmüş. Daha açık havaya bile çıkamadan. Evin içinde.
Evinin içinde. Ölmüş.
15.
Artık kendi başına çarpıyor cama.
Hayalet Gemi, 2001