Michael Brecker ve Pat Metheny ile "Nearness Of You: The Ballad Book"

üzerine yapılmış röportaj

Çeviren: Özge Baykan

 

 

Birlikte çalışmaya ne zaman başladınız?

 

PM: Genel olarak baktığımda diyebilirim ki resmi olarak birlikteliğimiz 80/81 projesine kadar uzanıyor. Gerçek anlamda birlikte çalmak için bir araya geldiğimiz ilk kayıt bu proje olmuştu; o kayıt için yazdığım bestelerin çoğunda Mike'ın tınısını keşfetmeye çalıştım. 80/81 öncesinde Joni Mitchell ile yaptığımız kayıtlar da oldu ama orada genellikle Joni'ye eşlik ediyorduk. O durumda çok fazla bir araya gelip çalamıyorduk. Bunun dışında Boston'da da bir arada çaldık. 80/81'de gördüm ki Mike ile çok uyumlu çalabiliyoruz. Temel müzik düzeyimiz ve cümlelerimiz çok uyuşuyor. Yıllar boyunca çok konuştuk. Müziksel yaklaşımlarımızın çok  benzeştiğini gördük. Ama 80/81'deki dört kaydı başlangıç olarak sayabiliriz. O zaman beraber turlamıştık da. Gerçek bir işbirliği oldu.

 

Pat ile olan ilişkiniz Impuls!'taki ilk albümünüzü etkiledi mi?

 

MB: Impuls için 1987'deki ilk kaydım, Pat'in 80/81'deki kayıtlarından büyük ölçüde etkilenmiştir. Kenny Kirkland'in eklenmesi bir değişiklik getirmiş olsa da Jack DeJohnette, Charlie Haden ve Pat'ten kurulu ritim bölümünün aynı olması tesadüf değildir. İlk albümü yaptığımda kullandığım ritim bölümü, kullanmak istediğim ritim bölümü oldu. 80/81'deki deneyimim müzikal yönümü de derinden etkiledi. Pat ile gerek müzikal tını gerekse düşündüklerimiz itibariyle güzel bir kimyayı tutturduk diye düşünüyorum.

 

PM: Birlikteliğimizi aslı ilginç kılan bir taraftan çok uyumlu iken bir taraftan ikimizin de bambaşka şeyler yapıyor olması. Kullandığımız kelimeler çok farklı ama diğer yandan son derece uyumluyuz. Bunu çok

etkileyici buluyorum. İşe eşsizlik katan şey bu.

 

Bu kayıt için nasıl çalıştınız?

 

PM:  Kayıt yapmak, stüdyoda olmak: bunlar benim pek de sevmediğim şeyler. Her ne kadar hayatımın çoğunu bu şekilde geçirsem de... Ama kayıt  yapmak kayıtların prodüksiyonunda yer almak bana çok şey öğretti. Bu konularda yeni  yetenekler edindim. Bu albümün kayıtlarındaysa kayıt sürecine hep bir şekilde burnumu soktum. Beraber nasıl çalacağımız üzerine önümüzdeki olanakları konuşup tartıştık. Neyi nasıl yapabileceğimizi konuştuk. Özgürdüm, Mike da bana kapasitemi yükseltmek için özgürlük tanıdı. Kayıttaki tüm müzisyenler çok iyi arkadaş; herkes birbirini yıllardır tanıyor. Kayıt günleri kolay ve eğlenceli geçiyordu. İyi arkadaşım ve eşlikçim Steve Rudby'yi de stüdyoya getiriyorduk. Kendisi aynı zamanda mükemmel bir yapımcı. Biz çalarken Yetişkin İzleme Faktörü  ("Adult supervision factor") dediğim şeyi uyguluyordu (gülüşmeler). Gerçekten de ben kendi kayıtlarımı yaparken sadece çaldığımla ilgileniyorum ve bir kaydın yapılış süreci üzerine düşünmüyorum. Çaldığım zaman sadece çalıyorum. Steve ile birlikte, ikisini nasıl bir arada götürebileceğimi gördüm. Çok eğlenceliydi.

 

MB: Pat benim içim bir yapımcı olarak doğal bir seçimdi. Kayıt üzerine çok şey biliyor. Kayıt yapma teklifinden önce  de birlikte bu konuda çok konuşmuştuk. Bütünü kaybetmeden detaylara birlikte inebiliyoruz.  Başkalarının üzerinde durmayacağı küçük şeylere zaman ayırmayı seviyor. Bu benim için de çok iyi oldu. Harika bir yapımcı olduğunu, kayıtlar sırasında orada gerçek bir yapımcı olduğunu gördüm. O çaldığı zaman çok düşünmeme gerek yoktu. Ben yalnızca saksofonu çalmaya ve diğer müzisyenleri dinlemeye odaklandım. 

 

Bu albümü bir arada tutan bir anahtar eleman var mı?

 

MB: Böyle bir anahtar elemanın olup olmadığını bilmiyorum. Bu bir rüya takımıydı benim için. Birbiriyle yıllardır çalan, arkadaş olan bir takım. Farklı kapasitelere sahip, kendi alanında büyük bir birikime sahip müzisyenler. Gruptakilerin fantastik birer balat müzisyeni olması da bunu getirdi.  Tekrar dönüp baktığımda özel bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Kayıtlar 3-4 gün sürdü; ama bu günler çok uzun geçti. Yine de  kendimizi hiç yorgun hissetmiyorduk. Çok enerjiktik ve balat çalıyorduk! Çok önemli bir birleştirici eleman buydu bence.

 

PM: Bir sürü etmenin birleşimi bu albüm. Balatlara odaklanmış böyle bir albüm bir meydan okumadır, çünkü burada o havayı tutarlı bir biçimde korumak ve bir yandan müziği de sürekli kılmak zorundasınız. Bütün kayıtlar boyunca aynı müzisyenlerle çalmamız zaten kendi başına bir balat bütünlüğünü oluşturdu. Tabii şu an mükemmel müzisyenlerden bahsediyoruz. Birbirimizin ne yapmak istediğini biliyorduk, birliktelik içinde çaldık. Bunun dışında aranjman süreci de çok önemliydi. Mike bana çok yardımcı oldu. Daha orijinal şarkıları çalmak istedim. Benim, Mike'ın, Herbie'nin şarkılarını çalmak istedim. Sonuçta çok iyi bir denge olduğunu düşünüyorum. Bazı şarkılar grup üyelerini temsil ediyor, bazıları ise geleneksel balatları temsil ediyor. Bir de James Taylor faktörü var. Şu aralarda en iyi balat yazan ve söyleyenlerden biri. Cazcılar arasında bu tam olarak böyle kabul edilmese de bence gerçekten de öyle. James özellikle Nearness Of You'da bunu kanıtlıyor. Şarkının kalitesini bir yorumcu olarak yükseltme yeteneğine sahip. Çok şaşırtıcı. Sonuçta albümü bütün

bu elemanlar tamamlıyor.

 

Neden bu müzisyenleri seçtiniz?

 

MB: Müzisyenler arasındaki bireşim çok önemliydi ama kimi müzisyen özel nedenlerden seçildi. Mesela Herbie Hancock. Bu çağın piyanodaki en büyük eşlikçi, solist ve bestecilerinden biri. Onunla çalışmak çok eğlenceliydi. Ne yapacağını bilemezsiniz. Kayıtlarda ona bir boş alan bırakmak gerekiyordu.Canlı çalışlarımızda orkestrasyonu çok hoşuma gitti. Bizim ilk tercihimiz oydu piyano için. Charlie Haden zamanımızın en büyük basçılarından. Enstrümanında müthiş bir tınısı var. Ve üstelik balatlarıyla tanınıyor. Herbie ile birlikteliği muhteşemdi. Jack DeJohnette inanılmaz bir müzisyen. Balatları çalarken başka davulcuların yapamayacağı bir şekilde  yarattığı renkler onu çok farklı kılıyor. Jack, Herbie ve Charlie böylece ritm seksiyonu oluşturdu ve böyle bir sentez ortaya çıktı.

 

PM:  Bu kayıt çok şeyi ifade ediyor çünkü çok fazla bağlantıyı temsil ediyor. Bu kadar yıllık arkadaşlığımız çok önemli. Herkes birbiriyle yıllardır çalışıyor. Mike Herbie'yle çalıştı. Ben Herbie ve Jack ile çaldım. Charlie ve ben çok iyi arkadaşız. Missouri Sky'da beraber çaldık. Charlie ile Abbey Lincoln ve Ornette Coleman gibi adlarla beraber çaldık. Size böyle milyonlarca kayıt sıralayabilirim. Tabii bir de James Taylor var. Mike'ı ilk dinlediğim günü çok iyi hatırlıyorum. 1970 ya da 1971 idi. On altı yaşındaydım, o da 21 yaşlarındaydı. Çok iyi hatırlıyorum çünkü ehliyetimi yeni almıştım. Onu Don't Let Me Be Lonely Tonight' ta küçük bir soloda dinlemiştim, "Kim bu?" diye sordum.  James Taylor'un kaydını aldım ve Michael Brecker adını gördüm. Mike'la James'in tanışmasından bu yana otuz yıl geçti. Herkes birbirini uzun süredir tanıyor ve stüdyoya girdiğimizde müthiş bir birlik oluyoruz.

 

 

Şarkıları nasıl seçtiniz?

 

MB: Kayıttan önce dinleme ve araştırmaya çok zaman ayırdık. Çok yorumlanmamış, biraz sıradışı olan şarkıları arıyorduk. Richard Seidel da çok yardımcı oldu bu süreçte. "Nascente"yi getiren o oldu. Bunu dinlediğimde onu doğallıkla yorumlayabileceğimi hissettim.

 

PM: Bu şarkıyı her zaman kaydetmeyi istedim. Bu şarkıda iki ayrı ses duyuyorsun, şarkı böyle oluşuyor. Mike'ın ve benim özel gitarımın tınısı. Bunu daha önce uygulamıştık ama hiçbir zaman bir balatta yapmamıştık. Şarkının bestecisi de Brezilya'da olduğum sıralardan arkadaşım. Bu şarkıyı yapmaktan mutluluk duydum.

 

MB: "Midnight Mood"u daha önce duymamıştım. Çaldığımız 1960'lardaki Wes Montgomery versiyonu. Bu versiyonu çok hoşuma gitti."Chan's Song", Herbie Hancock'un. Round Midnight için yazdığı şarkılardan biri. Albüm için bir Herbie kompozisyonunun olması iyi oldu. Bunu hiçbir zaman kayıt etmek amacıyla düşünmemiştim. Larry Goldings ile yaptığımız bir turda bunu sound check'te çaldık. Sonra Larry bir demosunu yaptı ve Pat'e dinletti. Bu aranjmanı çok sevdim.

 

PM: Annemin en sevdiği şarkı.

 

MB: Bu aynı zamanda Pat'in annesinin en sevdiği şarkı. (Gülüşmeler)"My Ship" Joe Farrell'dan dinlediğim, yıllardır iyi bildiğim bir şarkı. Gil Evans'ın Gil Evans Big Band  için yapılmış versiyonunu çaldık. Bu şarkı bir bakıma Gil Evans'ın anısına yaptığımız bir kayıt oldu. 

 

PM: Mike ile çalmayı çok seviyorum çünkü onun balatları çalma konusunda şarkıcıya benzer bir yaklaşımı var. Her seferinde yeni şeyler ortaya çıkıyor. Balat yazmayı çok seviyorum. Bu albüm için de iki tane seçtim. Biri "Sometimes I See". Neredeyse bir halk şarkısı kadar basit. "Seven Days" ise tersine çok karmaşık, hızlanıp yavaşlayan, dramatik bir şarkı. Bu iki seçimin bu kayıt için çok uygun olduğunu düşünüyorum.

 

CD'nin başlığına nasıl karar verdiniz ve şarkıları bir kitabın kısımları olarak düzenleme fikri nasıl gelişti?

 

MB: "Nearness of You" albümdeki şarkılardan biri. Sanırım "The Ballad Book" fikri Pat'ten gelmişti.

 

PM: Galiba. Ama tam hatırlayamıyorum. Belki Steve'di.

 

MB: Evet oydu.  "Nearness Of You" onun önerisiyle "The Ballad Book" adıyla birleşti.

 

PM:  Ama şarkıları kitap bölümleri olarak düzenlemek senin fikrindi. Çok iyi bir fikirdi. Bir bakıma da fonksiyonel bir işlev gördü. Çünkü artık CD'ler iki farklı yüze sahip değil. Bu ayrım biraz da bunu sağlayıp albümün ortasından ikiye bölünmesine vurgu yapıyor. Bence albümlerin ortasında bir ara olması gerekir.

 

Bugünkü genç cazcılar içinde favorileriniz kimler?

 

MB: Sahnede izlediğim genç müzisyenler çok ilginç müzikler çalıyorlar. Saksofoncu Mike Turner, gitarist Kurt Rosenwinkel, saksofon Chris Potter, Brad Mehldau.

 

PM: Tam da benim söyleyeceklerimi saydın. Ben de son yıllarda baktığımda Kurt Rosenwinkel, Chris Potter ve Brad Mehldau'yu sayabilirim. Ayrıca özellikle grup lideri olarak Brian Blade'i ekleyebilirm. Brad Mehldau'yu ilk dinleyişimde "ünlü" olmasına daha beş yıl vardı. Çok güçlü bir müzisyen olduğunda bunu kaçırmazsın diye düşünüyorum. Chris Potter'ı da ilk dinlediğimde "Bu kim?" diye sormuştum. Sonra adını öğrendim ve hiç unutmadım.

 

 

PAT METHENY ile:

 

James Taylor'ın yapımcılığını yaparken ne hissettiniz?

 

PM: Biriyle çalıştığımda onun ne çaldığı hangi tarz çaldığı hiç önemli değil. Önemli olan o anda ortaya çıkan müziğin ruhunu en etkili ve canlı şekilde yakalaması. O anda orada oluşmuş hikayenin özünü yakalamak için alacağı kararlar önemli.

 

Bu albümü yaparken aldığınız referans noktaları neler olmuştu?

 

Charlie ile yaptığım Missouri Sky o anda fark etmesem de balat albümü olarak çıktı. Bu albüm de bir balatlar albümü. Her şarkı bence belli bir kaliteyi tutturuyor. Jack'in fırçalarında, Mike'ın sololarında pek çok detay var; albümde çok fazla detaylara girdik. Genel olarak bakıldığında her dinlenişte bir şeyler bulunabilecek bir albüm kalitesini yakaladığımızı düşünüyorum. Analiz ederek de sadece rahat bir biçimde uzanıp dinleyerek de çok şeyler yakalayabilirsiniz.

 

 

MICHAEL BRECKER ile:

 

Böyle bir zamanda neden bir balat albüm yapma ihtiyacı hissettiniz?

 

MB: Yıllardır istiyordum bunu. Uygun bir zamanını bekliyordum. Yıllar öne bunu bana Charlie Haden da söylemişti. Ve şimdi zamanının geldiğini düşündüm: duyguların  aktığı, basit tezler ortaya koyduğum  bir albüm yapmak istedim.

 

Bu kayıt sizin müziğe olan yaklaşımınızı teknik ve müzikal açılardan nasıl etkiledi?

 

MB: Müziğimi daha basitleştirmemi sağladı. Şimdi daha az şeyle daha çok şeyi söylemeyi istiyorum ve söyleyebiliyorum. Daha az nota kullanıyorum. Benim için, içine girdiğim her proje daha önce bilmediğim yollara beni sokuyor. Bunu seviyorum. Artık bir şarkıyı yorumlarken tınıya

odaklanıyorum. Dikeyden ziyade daha yatay çalıyorum.

 

"Nearness Of You: The Ballad Book"un kayıtlarına nasıl yaklaşımınz nasıl oldu?

 

MB: Bu kayıtta olsun diğer kayıtlarda olsun stüdyoya hazırlıklı gitmeyi seviyorum. Aranjmanlar yapılmış, formlar, şarkılar biliniyor... Kayıt sırasında çalmaktan ve diğer müzisyenleri dinlemekten başka bir şey düşünmek istemiyorum. Amacım özgürce doğaçlama yapmak. Bunun yolu da stüdyoya hazırlıklı olarak gelmek.  Bu benim yaklaşımım. Elbette başka yaklaşımlar da olabilir.

 

Kayıtlar sırasında bazı şarkılar hiç beklemediğiniz kadar şaşırtıcı değişikliklere uğradı mı?

 

MB: Kayıt yaptığımız zaman bazı şeyler değişti. Ama özünde aranjmanlar aynı kaldı. Belli bir oranda değişiklik hep olur; bu doğaçlamanın bir parçasıdır. Değişime istekli olmak lazım.

 

Bu albümdeki referans noktalarınız neler?

 

MB: John Coltrane balat kayıtlarını bu kayıt için de kullandım. O kayıtların da basit bir güzelliği, basit cümleleri ve yaklaşımı var. Sadece dinleyip hayal da kurabilirsiniz. Coltrane balatları çok farklı şekillerde dinlenebilir. "Nearness Of You: The Ballad Book"ta da bunu yakalamak istedim ama yaklaşımımız farklıydı. Bu albüm tam bir meydan okumaydı. Ana fikir meydan okuyacak bir müzik yaratmaktı.

 

Coltrane sizin için ne ifade ediyordu? 

 

MB: Coltrane olmasa ben de olmazdım. Onun müziği hayal gücümü fethetti. Saksofon öğrenmeye başladığım zaman gerek duygusal gerek teknik açılardan beni çok etkiledi. Miles ve Coltrane ama daha çok Coltrane yaşama

müzikle devam etme kararı aldığım sıralarda çok etkilendiğim müzisyendi.

 

Bu albüme vokali de katma kararını nasıl verdiniz?

 

MB: Vokal kullanmak benim için doğal bir gelişmeydi. Richard Seidel ile bu konuda konuştuk. İyi olacağını düşündük. Johnny Hartman'ın Coltrane'li kayıtlarını düşündüm. James Taylor'un ses tınısı çok uygundu.

James'i aradım ve o da "olur" dedi. Çok heyecanlandım. James caza çok yakın bir şarkıcı. Kayıtlar sırasında her seferinde çok farklı söyledi, doğaçlama yaptı.

 

James Taylor'un söylediği şarkıları nasıl seçtiniz?

 

MB: James Taylor'ın söyediği şarkılardan Don't Let Me Be Lonely Tonight açık bir tercihti. Nearness Of You iseJames'in fikriydi. Bir gün geldi ve bu şarkıyı çaldı. Richard Siedel ve Pat de vardı. Birbirimze baktık  ve "tamam" dedik. James'in şarkıya harika bir yaklaşımı vardı

 

Zaman içinde sizin için ne değişti?

 

MB: Şimdi artık kendi kayıtlarımı yapmayı istiyorum. Çünkü artık kimlerle çalacağımı ve kayıtlarla ilgili birçok şeyi kontrol edebilirim. Çok sevdiğim projeleri yapmayı istiyorum. Kayıtlar benim için bir eğlence. Bazen korkutucu ve sinirlendirici olsa da kayıt sürecini seviyorum.

 

Music

 

© Özge Baykan