FOTOSENTEZ YAPAN ADAM
-
Nerden aldın bunu?
-
Şşt.
Duyarsa alınır.
-
Alınır mı? Bitki mi?
-
Bitki değil o. Basbayağı insan. Fotosentez
yapanlar kısmından aldım.
-
Ne yapacağız şimdi?
-
Gündüzleri yatak odasında, geceleri salonda
yapar.
-
Ne?
-
Fotosentez.
-
Koynuma mı alacağım bir de?
-
Hayır işte, geceleri salona taşırız.
Gündüzleri de yatak odasında temiz hava olur. Fena mı? Hem ciğerleri güçlüdür,
alelade bir bitkiden daha güzel oksijen üfler diye özellikle seçip aldım.
Nefesi kuvvetlidir. Şu cüsseye bak.
Üç gün geçtikten sonra, fotosentez
yapan adamın ses çıkarmadan oksijen verdiğini gördüler. Suyunu aksatmadan
veriyorlardı. Dördüncü gün, fotosentez yapan adam teşekkür etti.
-
Teşekkür ederim. Yalnız bir şey rica
edeceğim: acaba, beni buraya değil de karşı köşeye yerleştirmeniz mümkün mü?
Yeterli ışık alamıyorum da…
-
Ay, özür dileriz beyefendi. Suyunuz nasıl,
yeterli ölçüde mi?
-
Ala. Mersi.
Misafirler geliyor. O zaman fotosentez
yapan adamın üstüne daha fazla yaprak örtüyorlar.
-
Neden fotosentez yapıyorsunuz, diye sordu
evin beyefendisi bir gün.
-
Geçinmeme yetiyor.
-
Vallahi siz de haklısınız. Bu hayat
şartlarında fotosentez yapmayıp ne yapacaksın? Ekmek olmuş bilmem kaç lira. Oh,
siz nişastayı filan da hep kendiniz üretiyorsunuz, değil mi? Karbondioksit
bulmak zor oluyorsa isterseniz sizi ara sıra bizim fabrikaya götüreyim…
-
Yok, çok teşekkür ederim. Bir sıkıntım
olursa söylerim.
Başka bir gün de merakı tuttu yine
beyefendinin.
-
Adınızı bağışlar mısınız?
-
Adımı söylemiyorum prensip icabı.
-
Peki, siz nasıl uygun görürseniz. Size
Sentez Bey desek?
-
Tabii. Olur. Sentez Beyciğim, eşimle bana
klorofillerinizden birkaç tane gösterebilir misiniz acaba?
Neden gösteremeyeceğini açıklayamadı
da. Biraz ayıp oldu galiba.
Fotosentez yapan adama misafir gibi
davranıyorlardı. Bir dediği iki edilmiyor; ama zaten iki edilecek bir dediği de
yok.
Hanım, eşinin olmamasından yararlandığı
bir gün, biraz da sıkılarak dilinin
altındakini çıkardı.
-
Sentez Bey, pardon fotosentezinizi bölüyorum
ama bir şey soracağım: Balıklarla aranız nasıldır?
Fotosentez yapan adam şaşırdı ama bozuntuya
vermedi.
-
Pek sevmem, neden sordunuz? Akşama balık mı
var? (Güldü; güldürdü de)
-
Yok. Bizim komşunun bir akvaryumu varmış da,
ne bitki alsam diye düşünüyor. Ne olur alınmayın, ama, ben sizi düşündüm. Biz
de birkaç gün tatile çıkacağız filan..
Fotosentez yapan adam, kibarca teklifi
geri çevirdi.
-
Azizim, bu kadar glikoz üretiyorsun,
şekerler de çok pahalandı. Bize birkaç kilo ayarlasan, diye şaka yapıyordu evin
beyefendisi.
Fotosentez yapan adam mutluydu,
misafire nasıl davranıyorlarsa, öyle davranıyorlar, bir dediğini iki
etmiyorlar.
-
Dört ay oldu, dedi fotosentez yapan adam bir gün.
Bahar geldi artık.
-
Benim de üreme zamanım. Gezip dolaşmadan,
her gün evde. Ayakta durmaktan yoruluyorum böyle. Soğuklar da geçtiğine göre
dağlarda yerimi alabilirim, dedi, üzgün.
-
Peki Sentez Bey, yine bekleriz, dediler.
Bahar yolculuğuna çıktı fotosentez
yapan adam sonra.
Bağlı olmadan hiç.
©Özge Baykan