CRAIG COOPER’IN
NÜLERİ
EMPRESYONİST
TABLOLARIN FOTOĞRAFA DÜŞEN GÖLGELERİ
Özge Baykan, Burcu Kaya
Avustralyalı fotoğrafçı Craig
Cooper, 15. İFSAK Fotoğraf Günleri’ne, Fransız
empresyonistlerin eserlerinden esinlenerek çektiği fotoğraflardan oluşan “Nudes” isimli sergisiyle katıldı. Empresyonist sanatçıların
resim ve heykellerini, orijinallerine sadık kalarak yorumlayan fotoğraflardan
oluşan sergide yer alan yapıtlar fotoğrafın, resmin ve heykelin bir bileşimi
olarak da görülebilir. Fotoğraflarını, ileri bilgisayar teknolojisi
kullanılarak kumaş üzerine basan Cooper, bu çalışma tekniğiyle
Avustralya’da da oldukça dikkat çekmiş. Her biri son derece titiz bir
çalışmanın ürünü olan fotoğrafların son şeklini almasının kimi zaman üç ayı
bulduğunu söyleyen Cooper’la, “Nudes”
sergisi ve fotoğrafçının sanat anlayışı üzerine konuştuk.
Fotoğrafı
hayatınızda nasıl bir yere oturtuyorsunuz?
Fotoğraf benim için bir hobi olarak başladı. Şu anda,
fotoğrafı meslek olarak sürdürüyorum. Sevdiğim bir uğraşı meslek olarak da
yapmak benim için son derece büyük bir mutluluk. Bu, aynı zamanda pek çok kişinin
ulaşmak istediği bir amaç. Ben bu amaca erişmekten sevinç duyuyorum.
Nü çalışmayı
tercih etmenizin nedeni nedir?
Her sanatçının özellikle üzerine çalıştığı bir tema
olması gerektiğini düşünüyorum. Benim için asıl esin kaynağı insan bedeni. Bu yüzden
de insan bedenini ele alan sanatçıların eserlerinden sıkça yararlanıyorum.
Diğer sanat
dallarıyla fotoğraf arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?
Fotoğrafı yalnızca fotoğraf olarak ele almıyorum.
Fotoğrafın resim, yazı, heykel gibi diğer sanat dallarıyla sıkı ilişkiler
içinde olması gerektiğini düşünüyorum. Fotoğrafın yarısından fazlası fotoğraf
dışı öğelerden oluşur. Örneğin, biz üniversitedeki eğitimimiz sırasında
yalnızca fotoğraf öğrenmedik. Fotoğrafın yanı sıra resim ve heykele büyük
ölçüde önem verdik. Dünyaya tek bir açıdan bakamazsınız. Diğer sanatlara yer ayırmak görüş açınızı genişletir. Bu şekilde üretilen
yapıtlar, yeni boyutlar kazanır. Heykeli ele alalım. Ben, heykel aracılığıyla
yapıtlarıma başka bir boyut kattığıma inanıyorum. Yapıtlarıma baktığınız zaman
farklı açılardan bambaşka görüntüler yakalayabileceksiniz. Heykel biçimlerini
fotoğraflarımda göreceksiniz. Beni çalışmalarımda motive eden de budur.
Yapıtlarım heykelsiz var olamaz. Aynı şekilde karakalem çizimlerimi de küçük
bir defterde tutuyorum. Gittiğim yerlerde karakalem insan portreleri çiziyorum.
Bu çizimler bana fotoğraflarımda ışığın konumu ve gölgeler gibi konularda çok
yardımcı oluyor. Fotoğraflarımı oluştururken bu çizimlerin büyük ölçüde
yararını görüyorum.
Neden özellikle
empresyonistlerin tablolarını yorumluyorsunuz? Biraz bundan bahseder misiniz?
Geçmişe dönüp baktığımda, özellikle yapıtlarında
insan bedenini kullanan empresyonistler ilgimi çekiyor. Renoir,
Rodin ve Degas’nın biçim
anlayışını kendime daha yakın buluyorum. Özellikle Degas...
Degas empresyonistlerin öncüsü olmuştur. Daha önce
yapılmayanı yaptı. Onun nülerini çok etkileyici buluyorum.
İleriye dönük
projeleriniz nelerdir?
Şu anda kafamda üç ayrı proje var. Bunlardan ilki, iş
başında fotoğraflamayı düşündüğüm işçiler üzerine bir çalışma olacak. Maden
işçileri, silah yapımında çalışanlar, oduncular, vs. İkinci projem ise taksi
şoförleri ile ilgili. Bangkok, Tayland, İtalya, Fransa ve Türkiye’de çektiğim
fotoğrafları, Güney Amerikalı taksi şoförleri üzerinde çalışan bir arkadaşımın
fotoğraflarıyla birleştireceğim. Dünya üzerindeki birbirinden oldukça farklı
ülkelerden taksi şoförlerini bir arada görmenin çok heyecan verici olacağını
düşünüyorum. Bir diğer çalışmam ise İstanbul’daki evsizlerle ilgili. Avusturalya’ya döndüğümde bu fotoğrafları sergilemeyi
düşünüyorum.
Geniş Açı, 2000
© Özge Baykan