UÇUŞAN PARMAKLARA DAİR: KENNY BARRON

 

Bebop kendini hatırlatıyor. Piyanist Kenny Barron İstanbul’a geliyor. Ortada dolaşan albümlerinde ise onu ya Mine Cinelu’yla atışırken ya da Charlie Haden’la bakışırken görüyoruz. Oysa Dizzy Gillespie’le başlamak daha uygun olabilirdi.

 

Konserden başlayalım biz. Sekiz Grammy adaylığı olan piyanist, İstanbul’da kuşağının önde gelen cazın kemancısı Regina Carter’la düet yapacak. Son albümleri Verve etiketli Freefall’daki gibi. Albümü yapmak kafasında uzun süredir varmış, Barron’un. Beş yıl önce, birlikte çalma fikrini Carter’a açtığında ciddiye alındığından bile şüpheli. Sonra, hemen evinin yanındaki stüdyoyu gözüne kestirmiş de, Carter’a “Gel stüdyoya girip bir düet yapalım” önerisini getirmiş bir gün.

 

İkili, Sweet Basil’de çalmalarının yanı sıra Freecall’dan önce birbirlerinin (Spirit Song(Barron) ve Rhythms of the Heart(Carter)) albümlerinde görünmüşlerdi zaten. Freecall için, Carter’ın Barron’un hileli parmak oyunlarına daha bir sıkı hazırlanması gerekmiş. Bu biraz da “pek normal olmayan” bir enstrüman kombinasyonundan kaynaklanıyor da olabilir elbet. 

 

Kenny Barron’un yeri, caz piyanistleri arasında sağlam. 1943 Filedelfiya doğumlu.  On ikisinden beri bu alemlerde. İlk iş deneyimi 1957 Mel Melvin orkestrasından. Barron’un ağabeyi saksofoncu Bill’le beraber cazımsı R&B yapıyorlarmış orada. Barron sonra  Philly Joe Jones(1959) ve Yusef Lateef’le de çalışıyor.  New York’a 1961’de taşınmasının ardından James Moody’sinden, Lee Morgan’ına, Roy Haynes’ine birçok müzisyenle beraber çalma şansını yakalıyor. Moody aracılığıyla Dizzy Gillespie’ye yollanıp  Gillespie beşlisinde 1962 yılında Lalo Schifrin’in yerini alıveriyor ve dört yıl koltuğundan kalkmıyor 1962-1964 arasında Dizzy ile Avrupa ve Amerika’yı turluyorlar. Başka bir dört yılı da Freddie Hubbard’la geçirirken  Yusef bir -kez daha- Lateef‘e de 1970-1975 arasını ayırıyor. Bu arada Altmışların sonundaki kısa Stanley Turrentine birlikteliğini unutmamalı. Barron, 1976’da Ron Carter dörtlüsüne girip 1980’de grup dağılana dek orada kalıyor. 1973’ten itibaren Rutgers Üniversitesi’nin kadrolu elemanı olarak ders veriyor. Milt Jackson, Jimmy Heath, Buddy Rich and Esther Marrow’la da bir araya geliyor farklı zamanlarda. Barron 1980’lere gelindiğinde Charlie Rouse ile beraber Sphere’i yönetiyor ki bu grupta Buster Williams ve Ben Riley de çalıyorlar.

 

Barron’un elliden fazla albümü var. Eşlikçi  olaraksa, kendi tahminlerine göre 400-500’e çıkabilirmiş. Ne de olsa, stili caz tadını bilenlere çok uygun. Aranıyor, soruluyor. Aynı zamanda besteciliği ve grup şefliği çok kuvvetli. Enstrümental çeşitliliği yerli yerinde kullanıyor. Brezilya müziklerini yakından tanıyor. Bestelediği "Bacchanal" caz samba iyi bir örnek buna.  Ayrıca birtakım çok ritimli ve elektrik denemeleri de yok değil. Mine Cinelu ile yaptıklarını hatırlamalı, Karibik ritimler ve caz. 1993 Grammy adayı Sambao.

 

Piyanistin kariyerinde Stan Getz’le yaptığı kayıtların büyük ve son derece verimli bir yeri var. Seksenlerin sonunu Barron dörtlü ve ikili kompozisyonlar içinde genellikle Getz ile beraber geçirdi. Onun dörtlüsünde Chick Corea’nın yerini doldurdu (1984-86) Özellikle, Getz’in ölümünden kısa süre önce gerçekleştirilen People Time adlı düetle Barron daha da açıldı, özgürleşti. Barron 1995’te,  Ray Drummond ve Ben Riley’i kapsayan üçlüsüyle Brecon Festival’inde sahneye çıktığında görüldü ki piyanistin performansı yükseldikçe yükselmektedir. Üçlüsüyle  kendi bestelerinin yanı sıra Monk’ları ve standardları da çalan Barron bir süre sonra da Sphere’i yeniden topladı. Sphere’in basçısı Buster Williams ve davulcusu Riley’in yanı sıra (Rouse’un yerine) saksofoncu Gary Bartz’ı da  kendine katan Barron 1998’de Sphere albümünü doldurdu.

 

Sphere, Monk’un göbek adı. Adı üstünde, kendisi de Monk’un müziğine adanmış bir grup. Charlie Rouse’un 1988’deki ölümünden sonra Barron tarafından yeniden oluşturuluyor.

 

Hakkında bakınıp da eğlenceli bir data ararken, illa ki de çıktı: Kenny Barron Auguste Reymond saatlerini kullanırmış. Saat reklamı Barron’ı imajinasyonundan kreasyonuna pek çok  özelliği nedeniyle övdükten sonra, sadede geliyor ve Barron için özel üretilen, piyanistin iki adet imzasının da çeşitli yerlerinde bulunduğu saati bolca ballandırıyor. Saatin 2,250 dolar olan fiyatıyla mutakabat içinde olunması da müşteriden talep edilenler arasında.

 

İstanbul’a ve müziğe dönelim: Sofly As In A Morning ile açılıyor Freecall. Carter’ın da hemen kaptığı bir Latin duygusuyla. Sting’in Fragile’ı var, sonra Monk’un Misterioso’su, bir de Shorter’ın klasiği “Footprints”.  Anlaşılan o ki, ikili kendini doğaçlamaya bırakmış, kendileri de şaşırmak için çıkan sonuca. Bir deney, ki bu da Barron’a hiç yabancı değil.

 

Efendim alınan duyumlara göre Kenny Barron’la konuşmak müzik dinlemek gibiymiş; kendisi pek dürüst, içten ve son derece alçak gönüllüymüş. Başka ne istenir? Hafif, romantik ve svingli. Deneylerden, yenilikten de kaçmıyor. 1963’lerin klüp ortamını bugünlere bin kere yeğlermiş; ama konser salonlarıyla ilgili bir yorumunu alamadık henüz. Caz piyanonun büyük ustası Kenny Barron ayağımıza kadar geldiğine göre bu uçan parmaklı adamı İstanbul Caz Festivali’nde dinlemeye şimdiden hazırlanmak gerek galiba. 

 

Seçilmiş Diskografi:

 

“Peruvian Blue” 1975 32 JAZZ

"Live at Maybeck Recital Hall Vol 10" 1990 CONCORDE JAZZ

“Wanton Spirit” 1994 VERVE

“Things Unseen” 1997 VERVE

Green Chimneys” 1983 CRISS CROSS

Freefall” 2001 UPTOWN/UNIVERS

First Half Highlights” 1997 32 JAZZ

Soft Spoken Here” 1997 32 JAZZ

Scratch” 1985 ENJA

What If?” 1986 ENJA

Invitation” 1990 CRISS CROSS

New York Attitude” 1996 UPTOWN

“Quickstep” 1991 ENJA

“Other Places” 1993 VERVE

Night and the City” [live] 1996 VERVE (Charlie Haden ile)

“People Time” [live] 1991 VERVE (Stan Getz ile)

 

 

      Jazz, 2002

 

 

 

music

 

 

©Özge Baykan